Kategori arşivi: Eğitim

Bir Arı bir hikaye

Bir Arı Bir Hikaye…

Güneşli bir günde tüm canlılar işe koyulmuş çalışırken.
Bir arı kovanında hiç hareketlilik yokmuş,şaşırmış yakın komşuları börtü böcekler.
Dayanamıyıp kovanın içine girmişler gördükleri manzara içler acısıymış üzülmüşler binlerce Arı yere yığılmış öylece duruyorlarmış. Çok cılızda olsa bir vızırtı duymuşlar yaklaştıklarında kraliçe Arıyı halsiz bir halde ölmek üzereyken bulmuşlar zorda olsa kovanın önüne güneşe çıkarmış böcek arkadaşları,ve sormuşlar nedir bu haliniz? Neoldu size? Kraliçe arı son bir hamle yapıp var gücünü toplayıp anlatmaya başlamış.
Eskiden geceleride dahil olmak üzere hiç durmadan çalışırdık. Kilometrelerce uzağa gider binbir türlü çiçekden polen toplar,bunun yanı sıra çiçeklerin döllenmesine büyük oranda katkı sağlardık doğanın dengesini kurmakta en önemli etkenlerdendik. Topladığımız polenleri yuvamıza götürüp dünyanın en sağlıklı,en katkısız ve en doğal ilacını yapardık peteklere, adına da BAL derlerdi.
Yapmamız gereken kayıtsız şartsız bize verilen bu görevi asırlardır hiç usanmadan yerine getirirdik,ve görüyoruzki bu görev artık bizden alınmış. İNSAN diye adlandırılan varlıklara verilmiş görüyoruz ki artık bize ihtiyaç kalmamış. Bizler yıllar yılı binbir çiçekden topladığımız polenleri BAL yapma mücadelesi,onca enerji kilometrelerce yolu harcarkan İNSANLAR bunu polen toplamadan kilometrelerce yol kat etmeden ve kilolarcasını çok daha ucuza mal ediyorlarmış. Şimdi siz söyleyin böcek arkadaşlarım Bu dünyada artık bize ihtiyaç varmı? Diyerek kraliçe arıda orada hayata gözlerini kapamış. Bu hikayeyi duyan börtü böcekler bu ibretlik olayın ardına kendilerine verilen görevlerine geri dönmüşler…
Şu Dünya üzerindeki her canlının her yaratılış harikasının bir görevi olduğunu ve herkesin kendi görevini bilmesi ve yapmasını diliyorum.

Sevgilerimle Ayhan URAL.

İki yeşil susamuru

Buket Uzuner’e ait okuduğum ikinci kitap .Öncelikle kitap özetini geçmek isterim sizlere…

Nilsu Baran adlı 30’lu yaşlarındaki bir bayanın uzun uğraşlar sonucu kendi hayatının yazılı olduğu bir dosyayı yazara getirip,onun bir roman haline getirilmesini istediğini söylemesiyle başlar.İlk başlarda kabul etmek istemez Buket Uzuner ancak sonra fikir değiştirip bir şans tanır Nilsu’ya…
Nilsu, ortaokul sıralarında olan kardeşi Cem, monoton bir yaşantı istemeyen başarılı güzel ve çekici annesi, doğduğu günden itibaren Nilsu’nun gözdesi olmayı başaran oldukça kültürlü, terbiyeli ve eşinin yanında sessiz kalmayı yeğleyen babası ve sevimli kedileri Elvis ile mutlu bir yaşam sürüyorlardı. Annesi tekdüze bulduğu yaşantısından sıkılmıştı. Hala genç bir kadın olduğu ve birazcık heyecanlı bir hayat yaşamanın özlemini çekiyordu. Marmaris’li bir ressamla güneyde bir tatil serüvenine başlayınca o sıcak küçük çekirdek ailenin dağılma sinyalleri başlamıştı. Annesinin eve gelmemesinden dolayı giderek suskunlaşan ve hayata küsen, babasının karşısına, omuzlarına kadar dökülen mavi-siyah iri dalgalı gür saçlı, gri gözlü, son derece sade olduğu kadarda çekici, zarif ve doğal; akıllı, kültürlü ve ince bir zekaya sahip olan Selen çıkmıştı.
Selen’i ilk gördüğü andan itibaren bir türlü kabullenmek istemeyen Nilsu, ne annesinin ne de babasının ilişkilerine hiçbir zaman onay vermemişti. Fakat hayat onu giderek Selen’e benzetmeye başlamıştı bile…
Nilsu’nun daha çocukluk yıllarında, babasının sevgilisi rolünde kabullenmekte zorlanmasına rağmen etkisinde kaldığı Selen’den sonra, ilk gençlik dönemlerinde de yine kendisinden yaşça büyük olan Mike çıkmıştı karşısına. Onu etkileyen ikinci kişi olan öğretmeni Mike, Nilsu’nun ilk sevgilisi olarak hayatına girmişti.
Mike’dan çok şey öğrendiğine inanan Nilsu için her şeyden önemlisi; Mike’ın eksikliğini hissetiği güven ve sevgi gibi duygularla onu doyuruyor olmasıydı. Hatta ilk önceleri Mıke’ı babasını bir türlü paylaşmak istemediği daha sonra resmen aşık olduğu Selen’e benzetiyordu. Nilsu ve Mıke’ı düşünceleri, konuşmaları, bakışlarındaki derinliği ve farklılığı, gururu, Selen’in erkek haline heyecanlanışı, enerjisi ve yürüyüşüyle de babasının Amerikalısına benzetiyordu.
Annesi ve ressam arkadaşı, Selen ve babası, şimdide Nilsu ve Mike ilişkisi şekillenmeye başlamıştı ve bu üç ilişkinin de ortak yönü farklı nedenlerle de olsa bitmek zorunda olmasıydı.
Selen özgürlüğüne düşkün yapısından dolayı; evliliği, kendisini kısıtlayıcı bir ayak bağı olarak görmesinin sonucu olarak Nilsu’nun babasıyla ilişkisine son vermiş ve yurt dışında yaşamaya başlamıştır. Mike‘ında ailesiyle ilgili kafasındaki soru işaretlerini gidermek için yurt dışına gitmesi ile herkesin hayatı değişmeye başlamıştı. Mike bir kitap yazmaya başlamış, içinde yaşattığı karamsarlığı bu kitaba yansıtmıştı. (Kitap bittikten sonra Nilsu’ya ve bir basımevine de bir suret göndermişti. Kitap yayımlanmasa bile o kendi iç dünyasını bu kitaba yansıtmayı başarmıştı ve onun içinde önemli olan buydu. ) Selen ve Mike, Nilsu’yu hiç istemeyerek büyük bir hayal kırıklığına uğratmış, onu çok sevmelerine rağmen birbirlerine karşı koyamamışlardı. Bu olaydan sonra Nilsu hayatı ile ilgili büyük bir karar vermişti.
Sonuç olarak bütün hayatı boyunca, kendi mutsuzluğu, huzursuzluğu ve uyumsuzluğu pahasına, yaşantısını paramparça, duygularını lime lime eden bütün erkekleri kendisini sevseler bile darmadağınık ortada bırakarak onlara acı çektirmeye karar vermesiyle gelişen olaylar serisini ele alan oldukça akıcı ve açık bir dile sahip olan bu kitap Buket Uzuner’in içten, duyarlı ve mizah dolu üslubuyla yazdığı çağdaş bir romandır. Çevre politikasına, aşka, enerji sorununa, kadın erkek ilişkisine alternatif çözümler arayan bir çiftin öyküsü, bir “modern zamanlar“ romanıdır. Her yaştaki okura, özellikle gençlere hitap eden bir roman niteliğindedir.

M.D.Kıymet

Arının Hikayesi

Güneşli bir günde tüm canlılar işe koyulmuş çalışırken.
Bir arı kovanında hiç hareketlilik yokmuş,şaşırmış yakın komşuları börtü böcekler.
Dayanamıyıp kovanın içine girmişler gördükleri manzara içler acısıymış üzülmüşler binlerce Arı yere yığılmış öylece duruyorlarmış. Çok cılızda olsa bir vızırtı duymuşlar yaklaştıklarında kraliçe Arıyı halsiz bir halde ölmek üzereyken bulmuşlar zorda olsa kovanın önüne güneşe çıkarmış böcek arkadaşları,ve sormuşlar nedir bu haliniz? Neoldu size? Kraliçe arı son bir hamle yapıp var gücünü toplayıp anlatmaya başlamış.
Eskiden geceleride dahil olmak üzere hiç durmadan çalışırdık. Kilometrelerce uzağa gider binbir türlü çiçekden polen toplar,bunun yanı sıra çiçeklerin döllenmesine büyük oranda katkı sağlardık doğanın dengesini kurmakta en önemli etkenlerdendik. Topladığımız polenleri yuvamıza götürüp dünyanın en sağlıklı,en katkısız ve en doğal ilacını yapardık peteklere, adına da BAL derlerdi.
Yapmamız gereken kayıtsız şartsız bize verilen bu görevi asırlardır hiç usanmadan yerine getirirdik,ve görüyoruzki bu görev artık bizden alınmış. İNSAN diye adlandırılan varlıklara verilmiş görüyoruz ki artık bize ihtiyaç kalmamış. Bizler yıllar yılı binbir çiçekden topladığımız polenleri BAL yapma mücadelesi,onca enerji kilometrelerce yolu harcarkan İNSANLAR bunu polen toplamadan kilometrelerce yol kat etmeden ve kilolarcasını çok daha ucuza mal ediyorlarmış. Şimdi siz söyleyin böcek arkadaşlarım Bu dünyada artık bize ihtiyaç varmı? Diyerek kraliçe arıda orada hayata gözlerini kapamış. Bu hikayeyi duyan börtü böcekler bu ibretlik olayın ardına kendilerine verilen görevlerine geri dönmüşler…
Şu Dünya üzerindeki her canlının her yaratılış harikasının bir görevi olduğunu ve herkesin kendi görevini bilmesi ve yapmasını diliyorum.

Sevgilerimle Ayhan URAL.